|
Doğu
Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde yer
alan Bingöl ili, doğuda Muş, kuzeyde Erzincan ve
Erzurum, batıda Tunceli ve Elazığ, güneyde ise
Diyarbakır ili ile çevrilidir. İl toprakları,
Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek platoları ile
batıdaki engebeli alan arasında kalan bir geçiş
bölgesinde yer almaktadır. Güneydeki doğu-batı
doğrultulu Murat Irmağı vadisi ve vadi boyunca
uzanan küçük düzlükler dışında, il hemen hemen
bütünüyle dağlıktır. Kuzey ve orta kesimlerini
Erzurum ili sınırları içindeki Palandöken
Dağlarının ve Erzurum-Muş-Bingöl sınırlarının
birleştiği yeri belirleyen Bingöl Dağlarının
uzantıları engebelendirir. Yükseklikleri 2000 m.
nin üzerinde olan, yer yer 3000 m. ye yaklaşan
bu dağların başlıcaları; Karagöl, Şeytan,
Karaboğa ve Şerafettin Dağlarıdır. İlin güney ve
güneydoğusunu Muş Güneyi Dağları, güneybatısını
da Akdağlar engebelendirir.
Bingöl'ün en önemli akarsuyu, Fırat'ın başlıca
kollarından biri olan Murat Irmağı'dır.
Genişliği zaman zaman 70 m.yi bulan Murat
Irmağı, ilin güney kesiminde doğu-batı
doğrultusunda akar. Göynük Suyu, Yiğitler
Deresi, Kılıçdere ve Ardıçlıdere ırmağın başlıca
kollarındandır. İlin kuzey kesiminde önce
doğu-batı yönünde akan, sonra güneybatıya
yönelen Peri Suyu da Bingöl'ün önemli su
kaynaklarındandır. Ayrıca İl sınırları
içerisinde çok sayıda büyüklü, küçüklü göl
bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Bahri
Gölü'dür.
Ovalar, il alanı içerisinde çok az bir yer
tutmaktadır. Bunlardan en büyüğü Bingöl kentinin
güneydoğusunda 80 km2 kadar bir alan kaplayan
Bingöl Ovası'dır. Murat Irmağı'nın güney
yakasında geniş bir vadiyle Bingöl Ovası'na
bağlanan Genç Ovası ile Karlıova ve Göynük Suyu
çevresindeki Göynük ovası da diğer bellibaşlı
düzlüklerdir. Bingöl'ün belli başlı yaylalar
ise; Bingöl Yaylası, Şerafettin Yaylaları,
Genç’te Çötele (Çotla) Yaylası, Karlıova’da
Hırhal ve Çavreş Yaylası, Kiğı’da Kiğı Yaylası
ve Dağın Düzü Yaylaları, Adaklı’da Karer
Yaylası’dır. İlin yüzölçümü 8.125 km2 olup,
toplam nüfusu 255.395'dir.
İlin ekonomisi tarım ve hayvancılığa
dayanmaktadır. Hayvancılıkta ağırlık canlı
hayvan yetiştiriciliğidir. En çok koyun, kıl
keçisi ve sığır yetiştirilir. Arıcılık ve bal
üretimi de yapılmaktadır. Bingöl'ün en önemli
ticari ürünü cevizdir. Bunun yanı sıra elma ve
armut da yetiştirilmektedir.Ormancılık ve
madencilik de yapılmaktadır. Hayvancılık
nedeniyle yün işi ve dokumacılığıda ekonomisinde
büyük yer tutmaktadır. Bingöl halı ve kilimleri
çok ünlüdür. Ayrıca yünden giyecek, çuval,
battaniye, heybe, koşum takımları ve at süsleri
de yapılmaktadır. Bingöl'de ağaç işçiliği de
gelişmiştir. Tahta kaşık, yağ ve bal tekneleri,
çey,z sandıkları üretilmektedir.
Bingöl'de pek çok küçük göl vardır. Bunlar
dağlık alanların yüksek yerlerinde meydana gelen
buzul gölleridir. Bingöl'ün adı da yaylalarda
“göze” denilen bu göllerden gelir. Dağlara ,
binlerce göl olduğu için Bingöl Dağları adı
verilmiş, zamanla bu isim Bingö'e dönüşmüş,
şehrin adı da Bingöl olmuştur.
Bingöl'ü de içine alan bu bölge, MÖ.1300'lerden
başlayarak çeşitli uygarlıkların, kavimlerin
göçlerine ve burada yerleşmelerine sahne
olmuştur. Yöre tarih boyunca sırası ile Hitit,
Urartu, per, Makedonya, Seleukos, Roma, sasani
ve Bizans egemenlikleri altına girmiştir.
Hititler , MÖ 2000 yıllarında Fırat kenarında
Urfa Mardin dolaylarında "Vasukani" şehrini
kurmuşlardır. Bu tarihlerde Bingöl ve çevresi
Hurrilerin egemenliği altındaydı. Hititlerin
yeni krallık döneminde Kral olan "Şuppililuma"nın
"Hurri" prensini damat edinmesi üzerine MÖ 1360
yılında , Harput , Bingöl ve Muş, Hitit
egemenliği altına girmiştir. Roma
İmparatorluğu'nda iç kavgaların başlamasından
faydalanan Partlar , Küçük Asya'nın doğusunda
yitirdikleri etkinliği yeniden kazanmaya
başladılar. Bunun üzerine doğuya sefer yapan
İmparator Tiberius burayı bir prens yönetiminde
Roma İmparatorluğu'na bağlamıştır (MÖ 20). Yöre
, MS:VII.yüzyıla, Arap akınlarına kadar,
Bizanslıların koruduğu Ermeni Prensleri'nce
yönetilmiştir. Malazgirt Savaşı (1071)
sonrasında Selçuklu yönetimine giren Bingöl, İl
sınırları içerisinde en yeni yerleşim biri ve
küçük bir köy durumunda idi. 1080-1121
Yıllarında bölge Artukoğullarının eline
geçmiştir. Akkoyunlu Uzun Hasan Trabzon Rum
İmparatoru'nun Kızı Despina ile evlenince Genç
İlçesi'nin yakınlarında ona bir saray yaptırdı.
1474 Otlukbeli Savaşında Uzun Hasan , Fatih
Sultan Mehmet'e yenilince Bölge Osmanlı
hakimiyetine girdi. Fatih'in ölümünden kısa bir
süre sonra Şah İsmail Bölgeyi ele geçirdi. Ancak
1514 Çaldıran Savaşında Yavuz Sultan Selim'e
yenilince Bölge yine Osmanlılar'ın eline geçti.
1515'te tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.
Eski adı Çapakçur olan yerleşim 1848'de
Diyarbekir sancağına bağlandı. 1880'de Bitlis'in
vilayet olması üzerine bu vilayetin Genç
sancağına bağlı bir kaza oldu. 1924'te Genç'in
il merkezi yapılmasıyla, Çapakçur buraya bağlı
bir ilçe durumuna getirildi. 1925'te geniş bir
bölgeyi içerisine alan Şeyh Said Ayaklanması'nın
önemli merkezleri Çapakçur, Kiğı, Genç ve
Solhan'dı. Çapakçur, 1927-1929 yılları arasında
Genç'in ilçe yapılıp Elazığ'a bağlanmasıyla
Elazığ'a, 1919'da da yeni oluşturulan Muş
vilayetine bağlanmıştır. 1936'da Bingöl adı ile
il merkezi yapılmıştır.
Bingöl'de bulunan eserlerin çoğu Urartulara
aittir.Günümüze çok harap durumda gelebilmiş
olan eserlerden en önemlisi, Bingöl'e 20 km.
uzaklıktaki, Murat Vadisinde yer alan ve
Urartuların yöreyi denetlemek amacıyla
yaptıkları üç kaleden biri olan Seritarius
Kalesidir. Perslerden kaldığı sanılan Genç
İlçesi'ndeki Kral Kızı Kalesi (Dara-Hini) ile
Bizans Dönemine ait olduğu sanılan Kiğı
İlçesindeki Kiğı Kalesi'nden günümüze sadece
duvarlarından bir parça ulaşabilmiştir.
1400'lerin başında yapılan Kiğı Camisi de ildeki
en önemli Türk-İslam eserlerinden biridir.
Ayrıca Genç İlçe merkezine 3 km. uzaklıktaki
tepenin yamaçlarında iki kümbet kalıntısı
bulunmaktadır.
|